Türkiye’nin Riskleri veya Risklerin Türkiye’si

Adettendir yıl biterken geçmiş yıl değerlendirilir ve gelecek yıla yönelik beklentiler dile getirilir.

Pandemi süreci ile hem geçmiş yıllara ait veri kısmen anlamsız hale geldi hem de geleceğin belirsizlikleri global ve ulusal ölçekte arttı. Son 2 yıldır hemen yanı başımızdaki Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, resesyon sürecinin uzun sürmesi ihtimali, yüksek enflasyon gerçeğine enerji ve gıda krizlerini de eklediğimizde 2023 için nasıl olumlu senaryolar kuralım dediğinizi duyar gibi oluyorum.

2023 yılını okumak beklentileri olgunlaştırmak hem bütçe gibi teknik çalışmalar için gereklidir hem de işletme stratejilerinin doğru kurgulanması ve doğru zamanda piyasa aksiyonlarının alınması açısından önemlidir.

Bu türde değerlendirmelerin ve planlamaların veriye dayalı raporlar üzerinden yapılması çalışmaların isabet seviyesini yukarıya taşımaktadır. Bu anlamda global risk raporları çok önemlidir ve öne çıkan kuruluşların bu alanda çalışmaları vardır. Global raporlara ek olarak ulusal çalışmalarda önemlidir ve 4 yıldır Türkiye Risk Raporları Serisi bu anlamda önemlidir. Ulusal risk çalışmalarının da sektörel risk envanterleri ile desteklenmesinde fayda vardır.

GRC Management olarak toplumsal sorumluluğumuzun bir parçası olarak risk raporu çalışmalarını devam ettiriyoruz. Bu yıl 4. sünü yayınladığımız Türkiye Risk Raporu serisinde ilk 10 risk ve 5 yıllık projeksiyon çerçevesinde riskler değerlendirilmiştir.

2023 Riskleri

Türkiye Risk Raporu’nda 2023 yılı riskleri aşağıdaki gibi sıralanmıştır.

  1. Piyasa riski
  2. Eşitsizliğin derinleşmesi riski
  3. Döviz kuru riski
  4. Bölgesel çatışmalar ve komşularla olası problemler riski
  5. Derin ya da yaygın yoksulluk riski
  6. Likidite riski
  7. Beyin göçü ve buna bağlı nitelikli personel problemleri riski
  8. Medya yankı odaları ve “sahte haberler” riski
  9. Fikir özgürlüklerine müdahale riski
  10. İş gücünün niteliksel eksiklikleri riski

Bu tür risk envanterlerinden hareketle işletme üst yönetimlerinin stratejilerini güncellemesi, sermaye yeterliliğini sorgulaması, ek finansman ihtiyaçlarını değerlendirmesi başta olmak üzere gelecek yıllara yönelik projeksiyonlarında girdi olarak kullanması önemlidir.

İşletme Üst Yönetimlerinin Ajandası: Satış, Satınalma, Stok Yönetimi, Üretim Yönetimi ve Finans

Üst yönetimleri zorlayacak kritik alanlar satış performansı, ürün yönetimi, stok yönetiminin optimum seviyede yönetilmesi, üretimde verimliliğin sağlanması, finansal dengenin bozulmaması ve insan kaynaklarının verimliliğidir.

Performansı ölçülebilen satış yönetimi

Günümüzde nihai hedef sadece yıllık kar hedefine ulaşmak değildir asıl hedef şirket değerinin maksimizasyonudur. Bu açıdan satış operasyonlarının sağlıklı yönetimi ve müşteri performansı yönetimi kritik bir unsurdur.

  • Satış kanalları ve performans açısından doğru müşterinin seçimi.

Kanal ve müşteri seçimi özellikle kısıtlı sermayenin olduğu, kredilere erişimin kısıtlandığı ve enflasyonun sermayeyi erittiği dönemlerde kritik bir unsur olarak öne çıkmaktadır.

  • Müşteri performansı genellikle başarının altında yatan temel bir alandır.

Müşteri performansının yönetilememesi satış hedeflerine ulaşılması açısından kritik bir risktir. Müşteri performansının yönetilememesi öncelikle müşteri özelinde ardından, kanal ölçeğinde ve nihai olarak da şirketin genel hedefleri açısıdan ciddi bir tehdittir. Diğer bir ifadeyle birden fazla müşterinin ciro hedefine ulaşamaması zincirleme olarak şirketin ciro hedefine ulaşamamması ve şirket değerinin maksimizasyonunun önünde büyük bir engeldir.

  • Müşteri performansının yönetilmediği kriz ortamında ise müşteriye kullandırmış olduğumuz bakiyenin (riskin) tasfiyesi mümkün olmayabilir. Bundan dolayı müşteri performansı sürekli yakından izlenmesi gereken bir alandır.

Yüksek stok doğal kazanç mı?

Satışın ardından önümüzdeki diğer bir problem alanı stok yönetimidir. Stok yönetimi sağlıklı yapılamadığında; depolama süresi artan ve ekstra finansman maliyetine neden olabilecek, teknolojik ömür veya son tüketim tarihi riskine neden olabilecek, uzun süren stok saklama koşullarından kaynaklı suistimal ve değer kaybına neden olabilecek pekçok riskle işletmeler karşı karşıya kalabilmektedir.

Yukarıda sıralanan geleneksel stok yönetimi problemlerine ek olarak 2023 için aşağıdaki hususları da vurgulamak lazım;

  • Büyük üretici ve markalar ürünlerini sizde park etmek isteyecekler hem ilişkileri bozmamanız hem de bu satınalmalardan karlı çıkmanız lazım,
  • Resesyon nedeniyle Avrupa’da pekçok ülkede hedeflere ulaşılamadı ve pazarlar daraldı her teklife evet dememeniz gereken bir döneme girdik,
  • Hala bazı ürünlerde temin sıkıntısı devam ediyor üretimi aksatmayacak ölçekte stokla ilerlemeniz gerekmekte,
  • Ayrıca enflasyon kaynaklı fiyat artışlarını da dikkate alarak satınalma ve stok politikalarınızı yeniden değerlendirmeniz gerekecek.

Global koşullara ek olarak Türkiye’de ise enflasyon ve genel ekonomi koşullarına yönelik beklentiler kaynaklı fiyat artışları üretim maliyetlerini ve geleceğe yönelik satış koşullarını olumsuz etkiliyor. Bu sonuç 90’lı yılların popüler işletme politikalarını tekrar üst yönetimlerin ajandasına ekledi. Doğal olarak stok yapmak enflasyondan korunma noktasında küçümsenmeyecek bir aksiyon alanına dönüştü.

Finansmana erişim ve kur riskleri

Merkez Bankası faiz politikaları ile makro ölçekte dövize yönelik politikalar kaynaklı likidite problemleri ve finansmana erişim problemlerinin 2023 yılı boyunca devam edeceğini öngörebiliriz. Bu noktada döviz kuruna yönelik beklentilere paralel risk yönetimi kaynaklı türev ürün kullanımının işletmelerin maliyetlerinin artmasına neden olacağını da eklemek lazım.

Yukarıda ifade edilen geleneksel finans problemlerine ek olarak 2023 için aşağıdaki hususları da vurgulamak lazım;

  • Ne ile karşılaşacağımızı belli mi?

Değişken faizli krediler ve seçim sonrası muğlak faiz politikasının neden olabileceği planlama problemleri,

  • Neredeyse bütün maliyetlerin değişken maliyete dönüşmesinden dolayı bütçe ve diğer planlama araçlarının işlevsiz hale gelmesi,
  • Enflasyon ve geçmişte yaşanan kur şokları sonucu işletmelerin sermayelerinin erimesi, sermaye ihtiyacının krediyle karşılanması ve bu noktada hem krediye erişim problemleri hem de yükselen finans maliyetleri işletmeleri zorlamaya devem edecek.

Üretim de verimlilik ve ar-ge faaliyetleri hiç bu kadar önemli olmamıştı. Tüketici ihtiyaçlarında yaşanan değişim, yükselen maliyetler kaynaklı birim ürün maliyetinin düşürülmesine yönelik talepler ve alternatif ürün reçetelerinin oluşturulma zorunluluğu 2023 yılında üretici işletmelerin en temel problem alanı olacaktır. Pazarda rakip fiyatına karşı aksiyon alamayan işletmelerin pazar kaybı yaşama ihtimali yüksektir.

GRC Management olarak geleneksel olarak yayınladığımız Türkiye Risk Raporu 2023 yayınında ilk 10 risk arasında “Beyin göçü ve buna bağlı nitelikli personel problemleri riski” 7. sırada yer alırken “İş gücünün niteliksel eksiklikleri riski” ise 10. sırada yer aldı. Ayrıca işsizlik riski de 13. sırada yer alırmıştır. Özellikle İnsan Kaynakları kökenli bu 3 risk işletmeler açısından neredeyse yönetilemez boyuta ulaşmıştır.

5 Yıllık Projeksiyonda Riskler ve Beklentiler Neler?

Gelecek planlamasında 5 yıllık öngörülerin tutarlı olarak belirlenmesi ve gerektiğinde güncellemeler yapılarak hedefe koşulmasını bekleriz. 5 yıllık öngörüler global faktörler, ulusal faktörler, sektörel faktörler ve işletme imkan ve kabiliyetlerine paralel kesinleşir.

Türkiye Risk Raporunda 5 yıllık gelecek öngörüsü kapsamında aşağıdaki faktörler sorgulanmıştır.

  1. Yüksek enflasyon beklentisi
  2. Ekonomik çatışmalar / ambargo / yaptırım uygulamaları
  3. Ekonomik kriz
  4. Tedarik zinciri aksaklıkları
  5. Dövize erişim problemleri
  6. Enerji krizleri
  7. Yaptırımlarla karşılaşma
  8. Reel sektörde iflaslar
  9. Zorunlu göç ve devamı

5 yıllık gelecek projeksiyonunda yer alan risklere yönelik katılımcıların cevapları tek bir risk olarak değerlendirildiğinde sonuçlar gelecekten endişe duymamız gerektiğini gösteriyor. Gelecek projeksiyonu kapsamında yukarıda sıralanan 9 riske yönelik katılımcılar %61’i Yüksek ve Çok Yüksek ihtimalle bu risklerin realize olacağını öngörmektedirler. Cevaplar incelendiğinde dikkat çeken nokta ise %24 katılımcının gelecek projeksiyonunda yer alan riskleri orta seviyede problem olarak gördüğü şeklinde yorumlanabilir. Orta ve üstü riskli değerlendiren toplam katılımcı sayısı oransal olarak %85’tir ve çok yüksek bir kitledir.

Risk Öngörüleri Ne Kadar Gerçekçi?

Risk çalışmaları doğası gereği risklerin tehdit boyutunu değerlendirmektedir. Bu tür raporlarda riskler fırsat boyutu ile incelenmez ve incelenmesi de mümkün değildir. Fırsatları oluşturan ülkelerin ve işletmelerin imkan ve kabiliyetleri ve girişimcilerdir.

Bu bağlamda Türkiye’nin dinamikleri ve potansiyelinin 2023 planlamalarında dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. Olumlu değerlendirilebilecek ve işletmelerin performanslarını olumlu etkileyebilecek temel faktörler aşağıdaki gibi sıralanabilir;

  • Rusya Ukrayna savaşı sonrası Türkiye’nin yükselen pozisyonu ve bu bağlamda enerji ve gıda krizlerinin çözümündeki rolü ile birlikte ticaret potansiyelinin artışı.
  • Avrupa ülkelerinin enerji temini problemleri ve turizm potansiyelinin kış aylarında da değerlendirilmesi.
  • Çin’in halen pandemi etkisinde olması ve bazı ürünlerde talebin Türkiye tarafından karşılanması.

2023 yılının bereket ve huzur getirmesi dileğiyle.